Duygudurum Bozuklukları

Yetişkinlerde olduğu gibi çocuk ve ergenlerde de duygu durumuyla ilgili şikayetlere sıklıkla rastlanmaktadır. Ancak çocuk ve ergenlerin duygu durumu ile ilgili problemleri yetişkinler gibi yaşamadığı, yetişkinlerden farklı belirtiler ortaya koyduğu düşünülmektedir. Bu nedenle duygu durum bozuklukları çocuk ve ergenlerde sıklıkla atlanan bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle çocuklar duygularını tam olarak ifade edemediğinden, duygu durum bozuklukları ile ilgili belirtiler farklı şekillerde görülmektedir. Bunun yanısıra duygu durumuyla ilgili problemler sıklıkla başka rahatsızlıklarla birlikte görüldüğünden, başka rahatsızlıklar tarafından maskelenebilmektedir. Bu nedenle çocukların duygusal durumunun tespitinin iyi bir şekilde yapılması, çocuğun tedavi süreci açısından da önemlidir.

Duygu durum bozuklukları depresyonun yanısıra bipolar bozukluk durumunu da kapsamaktadır. Çocukların yaklaşık %7-14 ‘ü 15 yaşından önce depresyon dönemi yaşmaktadır, Yetişikin bipolar bozukluk belirtilerinin ise %20-30 oranında 20 yaşından önce özellikle ergenlik döneminde görüldüğü belirtilmektedir.

Depresyon

Depresyon için yüksek risk faktörlerinin düşük sosyoekonomik düzey, aile içi şiddet, çocuğa kötü muamele ve anne-babada depresyon olarak belirtilmektedir.

Okul öncesi dönemdeki çocuklarda genellikle sıkıntılı, kasvetli ve cansız bi görünüm, arkadaşlık ilişkilerinde olumsuz davranışlar, sosyal olarak geri çekilme davranışı ve herhangi bir nedene bağlı olmayan fiziksel rahatsızlıklar görülebilir.

Ortaokul çağında ve ergenlerde ise üzüntülü, çaresiz ve umutsuz hissetme, yetersizlik duyguları, düşük özgüven, suçluluk duyguları, günlük aktivitelere ilginin azalması, ilişkilerde zorluk, uyku problemleri, iştah problemleri, konsantrasyon zorluğu, fiziksel semptomlar, sinirlilik, reddedilmeye karşı hassasiyet ve intihar düşünceleri belirti olarak gösterilebilir.

Bu belirtiler sıklıkla ve sürekli bir şekilde devam ediyorsa, çocuğun veya ergenin günlük yaşamını ve sosyal hayatını olumsuz yönde etkilemeye başladıysa mutlaka tedavi edilmelidir.

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk sıklıkla duygu durumunda aşırı yükselmelerin yaşandığı manik dönemleri ve duygu durumunda çöküşlerin olduğu depresif dönemleri kapsar. Bu dönemler dışında kişinin normal duygu durumunda olduğu zamanlar da vardır.

Çocuklarda veya ergenlerde manik dönemlerde aşırı mutlu hissetme, alışılmışın dışında sinirlilik, çabuk sinirlenme, az uyuma ancak yorgun hissetmeme, çok konuşma, düşüncelerin uçuşması, konsantre olmakta güçlük, bir konudan bir konuya atlama, bir aktiviteden bir aktiviteye hızlıca geçme, aşırı hareketlilik, riskli davranışlara yönelme, zevk alıcak aktivitelere yönelme olarak belirtiler görülebilir.

Çocuklarda ve ergenlerde depresif dönemlerde zevk alınan aktivitelere ilgiyi kaybetme, üzüntülü hissetme, suçlu hisstme, değersiz hissetme, fiziksel şikayetler, iştah değişimi, uyku problemleri, enerjinin düşmesi ve intihar düşüncelerinin bulunması gibi belirtiler görülebilir.

Bipolar bozuklukta görülen belirtiler çocuğun veya ergenin duygu durumunda yaşanan normal değişikliklerden farklıdır. Bipolar bozukluk olarak nitelendirilmesi için yukarıda belirtilen duygu durumundaki aşırılıkların hemen hemen her gün en az bir hafta süreyle devam etmesi gerekir. Ayrıca bu dönemlerin çocuğun normal duygu durumunda farklı olması gerekir.

Bipolar bozukluk tanısının çocukluk ve ergenlik döneminde konulması zordur. Sıklıkla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve davranış bozukluğu ile karıştırılabilmektedir. Bu nedenle tedavi süreci de etkilenebilmektedir.

Duygu Durum Bozuklarının Tedavisi

Bipolar bozukluk tedavisi öncelikli olarak ilaç tedavisiyle duygu durumunun düzenlemesine yönelik olarak yapılır. Düzenli psikiyatrik takibin ve ilaç takibinin yapılması önemlidir. Bunun dışında çocuğun veya ergenin ve ailenin hastalıkla ilgili bilgilendirilmesi, duygu durum değişiklikleri ile ilgili farkındalık yaratılması önemlidir. Bu gibi durumlarda duygu durumunda değişiklik yaşanmadan önce farkındalığın artması ve gerekli önlemlerin alınması bireysel olarak çalışılır. Ailenin bu konuda desteğinin nasıl olabileceği konusunda bilgilendirme yapılır.

Depresyon tedavisinde ise gerekli görülen durumlarda psikiyatrik değerlendirme ve ilaç tedavisi konusunda yönlendirme yapılır. Ancak çoğunlukla çocuklarla bireysel olarak oyun terapisi gerçekleştirilerek çocuğun depresif durumunun anlamlandırılması ve farkındalık yaratılması sağlanır. Ergenlerle ise bireysel terapi yürütülerek depresif durumun anlaşılması, başa çıkma mekanizmalarının güçlendirilmesi sağlanır. Hem çocuklarda hem ergenlerde ailenin bilgilendirilmesi ve destek olabileceği yönlerde güçlendirilmesi tedavi sürecinin önemli bir parçasını oluşturur.

Özetle, duygu durum bozukları bireysel terapi, psikoeğitim, aile desteği, okulla işbirliği ve ilaç desteği ile bütüncül bir yaklaşımla tedavi edilir.