Okul Öncesi Dönemde Okul Seçimi ve Karşılaşılabilecek Sorun Alanları

Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren çocuğunuzla ilgili planlar yapmaya başlarsanız. Aklınıza sayısız soru dolanır durur… Sağlıklı bir bebek doğurabilecek miyim? Acaba kız mı, erkek mi? Doğumum nasıl olacak? Kime benzeyecek? Süreç ilerleyip zaman geçtikçe sorular farklılaşır. Doğumdan sonra ilgi bebeğinizin fiziksel, ruhsal ve zihinsel gelişimindedir. Kitaplar okur, internetten araştırır, ayına göre gelişimini takip edersiniz. Onun için en yararlı oyuncakları bulmaya çalışırsınız. Ve gün gelir ki artık evde sunabilecekleriz sınırlı olmaya başlar. Önce bedeninizde sizin bir parçanız olan ve doğumdan sonra yavaş yavaş ayrılmayı yaşadığınız bebeğinizin artık kendi sosyal çevresini oluşturma zamanı gelmiştir. Onun için en iyi okul öncesi kurumunu aramaya başlarsınız. Bu durumda aklınızda yine sorular belirir:

  • Güvenilir bir okul öncesi eğitim kurumunu nasıl bulabilirim?

Yıllardır okul öncesi eğitim kurumlarına danışmanlık veren bir uzman olarak şunu söyleyebilirim ki anaokullarının hemen hemen hepsindeki öğretmen ve yöneticiler yaptıkları işi oldukça önemsemekte ve çocukların güvenliği için kendi imkânları dâhilinde çaba göstermektedirler. Ayrıca resmi kurumlar tarafından da denetlenirler. Ancak yine de fiziksel koşullarının çocuklara uygun inşa edilmiş olmasına, binanın sağlamlığına, hijyenine dikkat etmek önemlidir. Tanıdıklarınızın referanslarını göz önüne almak, bizzat gidip kurumu gezmek yararlı olacaktır. Gitmeden önce aklınızdaki soruların bir listesini yapmak iyi bir başlangıçtır.

  • Beslenmesine dikkat ederler mi?

“Biz bir çocuğu yedirmekte zorlanırken birkaç kişi bu kadar çok çocuğun beslenmesinde ne kadar titiz olabilir?” diye düşünebilirsiniz. Ancak o kadar enteresandır ki evde yemek yeme problemi yaşayan çocukların çoğu okulda yemek seçmeden yemeklerini kendileri yemektedirler. Sizin bir köfte yedirmek için oda oda peşinden koştuğunuz çocuğunuzun okulda bu denli düzgün bir yeme davranışı içinde olmasına inanmakta zorlanabilirsiniz. Çocukların bu davranışları aslında kuralları tutarlı ve kararlı bir şekilde uyguladığınızda onların nasıl da doğru davranışlar sergileyebileceğini göstermektedir. Evde zaman zaman kurallar esneyebilir ancak bunu okulda yapmaya kalktığınızda ciddi sorunlar yaşanır. O nedenle okulda her kural herkes için geçerlidir. Bu netliği gören çocuk ciddi davranışsal bir sorunu yoksa kurallara uymayı seçer.

  • Bir şeyler öğrenebilecek mi?

Eskiden daha yaygın olan ama şimdilerde de zaman zaman bazı aile büyüklerinden duyduğunuz “Annesi çalışmıyor, niye anaokuluna gitsin ki evde güzel güzel bakılıyor?” söylemleri ile ortaya konan bir inanış vardır. Ancak okul öncesi eğitim kurumları sadece bakım veren değil, çocuğunuzun zihinsel ve sosyal gelişimine katkı sağlayan yerlerdir. Donanımlı eğitimciler, çocuğunuzun hayat boyu kullanacağı bilgileri en hızlı şekilde aldığı dönem olan 0-7 yaş arasında doğru uyaranları sağlayarak gelişimlerini desteklerler. Kendi yaşlarında birçok çocukla iletişim kurma becerileri gelişir, oyun oynamayı, sıra beklemeyi, kurallara uymayı bu kurumlarda öğrenirler. Aksi halde evde sadece anne ile büyüyen çocuğun sosyal becerilerini gelişmesini sağlayacak yeterli uyaran, arkadaş, akran yoktur. Genelde büyükler çocuğu idare ederler. Bu durumda sosyal problem çözme becerilerinin gelişmesi geciktiğinden akranları ile bir araya geldiğinde sağlıklı oyun oynayamadığını, oyuncaklarını paylaşmak istemediğini, kaybetmeye tahammülünün olmadığını görürsünüz. Ayrıca sürekli anne ile birlikte olmak, anne-çocuk ilişkisindeki sınırların her geçen gün gevşemesi, çocuğun bir süre sonra annenin koyduğu kuralları sıklıkla ihlal etmesi ve annenin sabrının tükenerek sözel veya fiziksel şiddete başvurması ile sonuçlanabilir. O nedenle okul öncesi eğitim kurumlarını sadece bakım veren yerler olarak görmemek, akademik ve sosyal olarak çocuğunuzu nasıl destekleyecekleri hakkında bilgi edinmek önemlidir. Okula seçimi için kurum gezerken bu konu ile ilgili olarak şunları da sorgulamayı unutmayın:

  1. Eğitim materyalleri yeterli mi?

  2. Eğitim materyalleri ve oyuncaklar tahta, kumaş, keçe vs. gibi sağlıklı malzemelerden mi yapılmış yoksa plastik oyuncaklar mı ağırlıkta?

  3. Çocuğun sosyal alanını destekleyecek spor ve sanat dersleri yeterli mi? Bu dersleri veren kişilerin eğitimleri uygun mu?

  4. Sınıf içindeki öğretmenlerden en az bir tanesi üniversite mezunu mu?

  5. Çocuk sayısı ile öğretmen sayısı orantılı mı?

  6. Benimsedikleri özel bir eğitim sistemi var mı?

  7. Yabancı dil dersini veren eğitimcinin uyruğu nedir?

  • Tuvalet eğitimi verirler mi?

Okul öncesi eğitim kurumlarının bazıları tuvalet eğitimi olmayan çocukların kayıtlarını almazken bazıları size bu konuda destek verirler. Bu konuyu ilk günden konuşmak ve çocuğunuzun diğer özellikleri gibi tuvalet eğitimin olmadığını da paylaşmak ilerde sıkıntı yaşamanızı engelleyecektir. Burada önemli olan sadece okulun tuvalet eğitimine başlamasının yeterli olmadığının bilinmesidir. Okul tuvalet eğitimine başlandığında, siz de evde paralel bir uygulama yapmalısınız. Aksi takdirde okulda bezsiz evde bezli olması sürecin hem uzun hem de sıkıntılı geçmesi ile sonuçlanır.

Okulunuzu seçtiniz…

Tüm bu soruların yanıtını bulup bir okul öncesi kuruma kayıt yaptırmaya karar verdikten sonra henüz süreç tamamlanmamıştır. Şimdi de çocuğunuzun bu kuruma adaptasyonunun sağlanması ve sizin güvenerek seçtiğiniz bu kurumla çocuğunuzun güvenli bir ilişki geliştirmesi için izlemeniz gereken bazı noktalar vardır:

  • Kurumla tanışma

Kayıt yaptırmaya karar verdiğiniz kuruma çocuğunuzla birlikte gidin. Ortamı görmesini, öğretmenlerle ve arkadaşları ile tanışmasını sağlayın. Ancak bu okulun ilk gününden önce kısa bir ziyaret olsun. Karar vermeden önceki her kurum gezisine çocuğunuzu götürmeyin. Çocuk kendi tercihlerine göre sizin hiç istemediğiniz bir kurumdan daha çok etkilenebilir ve sonrasında sizin seçtiğiniz kuruma karşı olumsuz tutum geliştirebilir. Çocuğun yapacağı seçim, orada gördüğü bir oyuncak, park, havuz vs. gibi faktörlerden etkilenebilirken siz daha doğru bir seçim yapacaksınız. O nedenle gereksiz çatışmalardan kaçınmak için en son karar verdiğiniz kuruma, eğitime başlamadan önceki bir gün çocuğunuzla birlikte gidin.

  • Okulun ilk günü

    • Okula başlamadan önceki gece okuldaki rutin hakkında çocuğunuzu bilgilendirin.

“Okula gittiğinde bizi öğretmenin karşılayacak, ona okulda kalacak eşyalarını teslim edeceğiz, sen dışarıda giydiğin ayakkabıları çıkarıp okul için altları temiz olan ayakkabılarını giyeceksin, sonra arkadaşlarınla birlikte yemekhaneye gidip kahvaltı edeceksiniz, sonra sınıfta çeşitli aktiviteler yapacaksınız, resim çizmek olabilir, puzzle yapmak olabilir, artık orası sürpriz ben de bilmiyorum. Okul çıkışında sen bize anlatırsın. Ben de çok merak ediyorum neler yapacağınızı… Sonra öğle yemeği zamanında yine yemekhaneye ineceksiniz. Sonrasında senin de okulu gezerken gördüğün gibi çok tatlı bir uyku odaları var. Orada bir süre dinleneceksin. Sonra tekrar sınıfta sürpriz aktiviteler seni bekliyor olacak. İkindi kahvaltısından sonra ben ve baban gelip seni alacağız.”

Çocuğun kaygı yaşamasına neden olan belirsizliktir. Siz bu açıklama ile onun kaygısının azalmasına yardımcı olacaksınız. Her okulun rutini benzerlik gösterse de sizin seçtiğiniz programa, çocuğun yaşına göre farklılık gösterebilir. O nedenle okulun rutini ile ilgili bilgiyi önceden edinmelisiniz.

    • Sabah evden çıkmadan önce çok fazla çatışmaya girmemeye özen gösterin. O günkü tutumu, ruh hali ne kadar olumlu olursa o kadar rahat bir gün geçirir. Bırakın ne istiyorsa giysin, yesin…

    • Kuruma annesi ve babası ile birlikte giden çocuk kendisini daha çok güvende hisseder. Çok önemli bir işiniz yoksa okulun ilk günü anne ve baba olarak ikiniz de çocuğunuza eşlik edin. Ve eğer mümkünse okul çıkışına da birlikte gidin. Okul sonrasında beraber bir aktivite yapın (yemeğe gitmek gibi) ve okulun ilk günü hakkında sohbet edin. Fakat bu sohbetin bir sorgulama şeklinde olmamasına özen gösterin.

    • Eğer çok sevdiği bir oyuncağı vs. varsa yanında götürmesine izin verebilirsiniz. İlk günlerde kendini güvende hissetmek için yanında tanıdık bir şeyler bulundurmak isteyebilir.

  • Okula gitmemek için ağlıyorsa…

Çocuğunuz kadar anne baba olarak siz de bu ayrılıktan pek hoşnut olmayabilirsiniz ki bu çok doğal. Uzun zamandır hayatınızda olan parçanız artık kendi ayakları üzerinde durmaya hazırlanıyor. Fakat bu heyecanınızın ve ayrılmanın beraberinde getirdiği duyguların üstesinde gelmek ve çocuğunuza bu konuda da rol model olmak önemlidir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız, anlayışlı ama kararlı olun.

“Bugün senin için bir ilk. Kaygılı olmanı anlıyorum ama daha önce de konuştuğumuz gibi senin yaşındaki pek çok çocuğun yaşadığı bir şey bu. Öğretmeninle de tanıştık hatırlıyorsun. Burada yeni arkadaşların olacak. Bence keyfini çıkarmaya bak. Sen de göreceksin burada çok keyifli vakitler geçireceksin. Seni almaya geldiğimde bana neler yaptığını anlatırsın.”

Konuşmanızın ve çocuğunuzun ağlamasının çok fazla uzamasına izin vermeden onunla vedalaşıp öğretmenine teslim edebilir ve sizi göremeyeceği bir alana geçebilirsiniz. Okul yöneticileri sizi çocuğunuzun durumu hakkında bilgilendirecektir. Endişelenmemeye ve onların önerilerine uymaya çalışın. Unutmayın, siz ilk kez bu süreci yaşıyorsunuz ama onlar her yıl her çocukla benzer süreçler yaşıyorlar ve üstesinden gelme konusunda sizinle paylaşacakları çok şey var. İlk gün çok tepkili olursa okulda kalma süresini biraz kısa tutabilir, öğle yemeğinden sonra alabilirsiniz. Diğer günler yavaş yavaş süreyi uzatabilirsiniz. Her gün onu bıraktıktan sonra geri gelip aldığınızı gören çocuğunuzun endişeleri yavaş yavaş azalacak ve okula adapte olmaya başlayacaktır. Ancak sizin kararlı ve tutarlı davranmanız çok önemlidir.

  • Gelişim geriliği şüphesi olursa…

Okul öncesi kuruma adaptasyon sağlanıp derslere katılmaya başladıktan sonra öğretmenler ve okuldaki diğer uzmanlar sizi çocuğunuzun gelişimi hakkında bilgilendirecektir. Verilen bu bilgiler hem yapılan gelişim envanterleri hem de sınıf içi gözlemlerin sonunda oluşmuş profesyonel değerlendirmelerdir. O nedenle dikkate alınmalıdır. Erken dönemde tespit edilmiş bir gelişim geriliği, öğrenme veya dikkat sorunu doğru yönlendirildiğinde daha çabuk üstesinden gelinebilir. Bu konuda okulun yönlendirmelerini dikkate alın.

  • Konuşma ve artikülasyon sorunları yaşıyorsa…

Okul öncesi dönem dil gelişiminin de hızla olduğu bir dönemdir. Bu süreçte yeni konuşmayı öğrenen bazı çocuklarda bazı sesleri çıkaramama durumu ile karşılaşırız. Ancak bu durum gelişme göstermiyorsa dikkatle izlenmeli ve ilkokula başlamadan önce bir Dil ve Konuşma Terapisti’nden değerlendirme istenmelidir. Bizler çocukların sosyal ve akademik olarak yaşayabilecekleri sıkıntıları en aza indirmek için ilkokula başlamadan önce eksik seslerinin bulunmaması ve konuşma ile ilgili diğer sıkıntılarının üstesinden gelmiş olması gerektiğine inanmaktayız.

  • Arkadaşları ile anlaşamıyorsa…

Çocukların aralarında zaman zaman çekişmelerin yaşanması hatta bazen işin fiziksel boyutlara ulaşması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Siz mümkün olduğu kadar başkalarına vurmanın yanlış olduğunu tekrar etmiş olsanız da gözünüzden sakındığınız çocuğunuz bir gün mor bir alınla veya kolunda bir ısırık iziyle geldiğinde kendinizi tutamayıp “Sen de ona vursaydın, sen de onu ısırsaydın” derken bulabilirsiniz kendinizi. Bu çok insani ama ani bir tepki olur. Böyle dediğiniz zaman çocuğunuza doğru olmayan bir problem çözme yöntemini sunmuş olursunuz. Çocuğunuz bunu uygular ve bir daha o kişiden zarar görmez ise bu yöntemi başka kişiler üzerinde de denemeye başlayabilir. Sonuçta olumsuz bir davranış inşa edilmiş olur. Doğru tutum, çocuğunuzun anlattıklarını dinledikten sonra okuldan bu olayın teyidini almak ve sorunu çözme adına neler yaptıklarını dinlemek, size verdikleri önerileri uygulamak olacaktır. Çocuğunuza onun yanında olduğunuzu ama hayatta pek çok kez böyle bir durumla karşılaşacağını ve bunlarla başa çıkmayı zaman içinde öğreneceği konusunda ona güvendiğinizi söyleyebilirsiniz. Arkadaşı benzer bir davranış sergilediğinde sınıfın sorumlusu öğretmen olduğu için bunu öğretmeni ile paylaşması gerektiğini anlatabilirsiniz.

  • Mastürbasyon yapıyorsa…

3-6 yaş arası cinsel gelişimin olduğu bir dönemdir. Bu dönemde bazı çocukların cinsel organları ile oynamaları, bir yerlere sürterek hoşlandıklarını söylemeleri sıklıkla karşılaşılan normal bir durumdur. Çünkü bedenlerini keşfetmeye başlamışlardır. Bu davranış ile karşılaştığınızda yapılacak en yanlış şey kızmak, ayıp olduğunu söylemek ve bir daha yapmasını yasaklamaktır. Yapılması gereken ise çocuğun ilgisini başka yönde çekmek, eğer eli ile yapıyorsa eline bir oyuncak vermek, resim çizmesini istemek olabilir. Çok ender olsa da aşırı durumlar söz konusu ise; örneğin mastürbasyon nedeni ile çevresine karşı ilgisini kaybetmişse, günün büyük bölümünü bu şekilde geçiriyorsa, yemek yemiyor, kilo veriyor, uyumuyorsa mutlaka bir uzman ile görüşülmelidir. Ancak bu şiddette bir davranış ile çok ender karşılarız ve genelde altında başka duygusal sıkıntılar yer almaktadır.