Dudak ve Damak Yarıkları

 

Bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında, dudak ya da damak bölgesinin gelişimini tamamlayamaması ve bu bölgelerde açıklık kalması durumunda çeşitli sağlıklı sorunları ve konuşma sorunları ortaya çıkar. Dudak damak yarıklıkları anne karnında %25 oranında tespit edilebildiğinden, çoğunlukla bebek doğduktan sonra tanı konabilir. Aileler öncelikle bebeğin beslenme sorunlarıyla uğraşmak durumunda kalırlar. Çünkü dudak bölgesindeki yarık bebeğin emme becerisini olumsuz etkilerken, damak bölgesindeki yarık bebeğin yutma becerisini olumsuz etkiler. Bebeğin beslenme probleminden sonra en çok sıkıntı yaşayacağı ikinci durum ise konuşma becerileridir. Çocukta sadece dudak yarığı varsa konuşması çok az etkilenirken, damak bölgesindeki yarıklar konuşmayı daha olumsuz etkiler. Erken dönemde uygun ameliyatlar ya da ortodontik tedaviler uygulanırsa çocuğun konuşması daha iyi gelişebilir. Geç kalınmış tedavilerde yanlış konuşma alışkanlıklarının yerleşmesi konuşma terapisi sürecinin uzamasına sebep olacaktır.

Dudak Damak Yarıklıklarında Ne Zaman Konuşma Terapisine Başlanır? Terapi Ne Kadar Sürer?

Dudak damak yarığı olan çocuklar da konuşma gelişimlerini diğer çocuklarla aynı zamanda tamamlarlar. Bir çocuğun yaklaşık olarak 15 aylık olduğunda tek sözcükler söylemesi, 2 yaş civarında ise iki-üç sözcüklü cümleler kurması gerekir. Eğer dudak damak yarığı olan bir çocuk bu dönemlerde beklenen konuşma gelişimini gösterememişse, mutlaka konuşma terapistine gidilmelidir. Bununla birlikte, 2,5 yaş civarı konuşuyor olsa dahi çıkardığı seslerin değerlendirilmesi açısından bir konuşma terapisti tarafından değerlendirmesinde fayda vardır. Konuşma terapisti çocukta yerleşmekte olan yanlış alışkanlıklar varsa bunları tespit edebilir ve aileye çocuktan hangi sesleri beklemeleri gerektiği konusunda bilgi verebilir. Dudak damak yarığı olan çocukların ameliyattan bir iki ay sonra yeni sesler üretmesi beklenir. Eğer ebeveynler çocuğun konuşmasını nasıl destekleyecekleri konusunda yeterli bilgiye sahip değillerse, çocuk iki yaşına gelmeden de bir konuşma terapistinden yardım alabilirler. Bu durumda konuşma terapisti aileye, çocuğun dil ve konuşma gelişimini hızlandırıcı oyun ve aktiviteler, hangi aylarda hangi sesleri çıkartması gerektiği, dil-dudak-damak kaslarını güçlendirici aktiviter gibi konularda birkaç seans yol gösterecektir. Eğer çocuk 4,5 yaşına gelmiş ve konuşma seslerini düzgün üretemiyorsa aktif terapiye başlanabilir. Bu durumda konuşma terapisti, çocuğa sesleri nasıl üreteceğini öğretir ve ev ödevleri vererek ailenin çocukla pekiştirme yapmasını ister. Terapi süreci çocuğun kaç seste sorunu olduğuna, evdeki çalışma performansına, motivasyonuna, çocuğun öğrenme hızına vb faktörlere göre değişiklik gösterir.

Her Dudak Damak Yarığı Olan Çocuk Mutlaka Konuşma Terapisi Almalı mıdır?

Hayır. Dudak damak yarığı olan çocukların büyük çoğunluğunun bir konuşma terapistinden yardım alması gerekir. Ancak bazıları hiç terapi almadan 5 yaşında normal bir konuşma geliştirebilir. Bu durum ameliyat ya da ortodontik tedavilerin başarısına bağlıdır. Mümkün olan en erken dönemde çocuğun bir konuşma terapisti tarafından değerlendirmesi ve terapistin öngördüğü aralıklarla kontrollerinin yapılması sağlanırsa, çocuğun terapiye ihtiyaç duyduğu kritik dönem kaçırılmamış olur.

Konuşma Terapisi Dudak Damak Yarığı Olan Kişilerin Konuşmasını Tamamen Düzeltebilir mi?

Hayır. Konuşma terapisi yapısal anomalilerin neden olduğu konuşma bozukluklarını düzeltemez! Ailelerin bu konuda çok bilinçli olmaları ve doktorlarından doğru bilgi almaları gerekir. Konuşma terapisinde, çocuğa/kişiye konuşma kaslarını (damak, dil, dudak hareketlerini sağlayan) güçlendirme, doğru şekilde kullanma öğretilir. Bunun dışında ağız / burun hava yolu farkı öğretilerek kişinin hipernazal/hiponazal konuşması üzerinde çalışılır. Ancak bu bölgelerde yapısal, anatomik farklılıklar varsa ne kadar çalışılsa da istenen sonuca ulaşılamaz. Yani eğer çocuğun damak kası olması gerekenden daha kısa ise, konuşma terapistinin bu kası güçlendirmeye yönelik yapacağı çalışmalar hiçbir sonuç vermez. Şöyle bir örnekle açıklamak gerekirse, kol kasınız ne kadar güçlü olursa olsun kolunuzun uzunluğu ne kadarsa o mesafedeki uzaklığa erişebilirsiniz, daha uzak mesafeye ulaşmanız mümkün olmaz. Damak kası kısa olan bir kişi ne kadar güçlendirme yapsa da boğazın arka duvarı olan farenks bölgesine temas ederek burayı kapatamaz. Tam bir kapanma gerçekleşmediğinde, ciğerden gelen hava ağız içine girmez ve buruna kaçar. Bu nedenle de kişinin, burundan gelen genizsi bir konuşması olur ve bu durumun düzelmesi için tıbbi müdahale gerekir. Böyle bir durumun varlığını tespit etmek için, bir kulak burun boğaz uzmanı “nazofaringoskopi” denilen yöntemle, burun içinden küçük bir kamera sokarak damak kasının fonksiyonunu değerlendirebilir. Bu değerlendirme CD’ye kayıt edilerek ilgili uzmanlarla paylaşılıp nasıl bir yol izleneceğine karar verilebilir. Kişinin damak kasını uzatmaya yönelik bir ameliyat yapılarak bu bölgedeki yapısal yetersizlik giderilebilir. Ameliyattan sonra konuşma terapisti bu bölgedeki kasları güçlendirmeye yönelik terapi yapabilir. Başka bir yapısal sorun ise damak bölgesinde “fistül” denilen ufak delik olması durumudur. Ağız içine gelen hava, damak bölgesinde bulunan bu delikten yukarıya burna doğru kaçar ve yine kişinin konuşması burundan gelen hipernazal bir sese dönüşür. Bazen damak bölgesi incecik bir zar tabakası ile kaplı olur ve alttaki yapılarda açıklık olduğundan kişi bazı sesleri (k/g) doğru üretemez. Bu duruma “submukoz damak yarığı” denilir ve bazen fark edilmeyebilir. Konuşma terapisti ilk görüşmede ağız içi muayene yaparken bu gibi sorunları tespit ederse ilgili uzmana yönlendirme yapacaktır. Çünkü damak bölgesinde delik ya da gizli bir yarık olması yapısal anomalidir ve bu durumların cerrahi yöntemlerle ya da ortodontik yöntemlerle düzeltilmesi gerekir. Uzman olmayan kişiler gerekli değerlendirmeleri yapamadıklarında, işe yaramayacak egzersizlerle kişiyi uğraştırabilmekte ve kişinin zamanını, emeğini ve parasını boşa harcayabilmektedir! Yapısal sorunlarda konuşma terapisi sadece yanlış öğrenmeye bağlı olan konuşma bozukluklarını düzeltebilir ancak yapısal engele bağlı sorunları düzeltemez.